akşamüstü ve deniz

evden çıkıp denize yürüyüşleri bu sefer çok farklıydı,güneş yakmıyordu,gözlük veya şapka takmalarına gerek yoktu,çünkü güneş batmak üzereydi,kırmızı kırmızı ufka doğru iniyordu.

kumsala indiklerinde esintiyi daha çok hissettiler,havlularını yere sermekte zorlanıyorlardı,rüzgar buna izin vermiyordu.havluların uçmaması için kumlara gömülmüş irice birkaç taş ararken kızın gözüne ince uzun bir sopa takıldı,bastona benzetti hatta asaya.eline aldı asa gibi sopayı kuma batırdı,öylece durdu,rüzgar belindeki pareoyu ve saçlarını iyice uçuşturuyordu.rüzgar delice değil baş döndürücü bi şekilde esiyordu “işte bunu seviyorum” diye düşündü kız,erkek ise taşları çoktan bulmuştu, “hadi girelim artık” dedi.kız rüzgara değil sevgilisine kulak vermeye karar verdi, elindeki sopayı attı ve elele ilerlediler.

Su öğle saatinden bile sıcaktı,dalgalar şiddetini hiç azaltmamış,durgunlaşmamıştı.kız dayanamayıp dalgalarla kucaklaştı,sudan çıktığında yüzünde aptal bir gülümseme vardı “akşam denize girmek daha bi başkaymış” dedi.erkek de onu izledi,suya daldı.

her suya dalıp çıkmalarında kız etrafı,havayı,gökyüzünü incelemekten kendini alamadı,içinde bulunduğu sahne farklıydı,ve bu farklılık ona sevinç,mutluluk veriyordu,bu tarz hissetmek çok aşina olduğu bir şey değildi,o yüzden her dakikası değerliydi.

kısa bir süre sonra arkadaşları da yanlarına geldi,hepbirlikte onlarla şakalaşıldı,yüzme yarışları yapıldı.güneş artık ufka tamamen inmiş,kaybolmuştu ama arkasında bıraktığı renk cümbüşü saatlerce izlenebilecek güzellikte kocaman bir tualdi.kız da sosyalleşmekten vazgeçip o tuali izledi,o da izlediği tual kadar hareketsizdi,artık yüzmüyor,ayakları yere basıp dosdoğru ufkun güzelliğini izliyordu.onun diğerlerinden kopuşuna anlam veremeyen sevgilisi kızın yanına geldi “ne oldu,napıyosun?” diye sordu.kız “şu renklerin güzelliğine bak,onu izliyorum” dedi.ve hemen ardından onun elini tutup “birlikte izleyelim” dedi.erkek “gerçekten çok güzel” dedi ve birlikte öylece durdular.

renkler solana kadar birbirlerine sarılarak izlediler “keşke bu anı hissetiğim duygularla kasete çekebilecek bi alet olsaydı” diye düşündü kız.renkler lacivert ve siyaha dönmeye başlayınca artık diğerlerine katıldılar ve bu sefer karanlık suyun içinde tatlı rüzgarın eşliğinde yüzdüler.

sudan çıkarken ay artık gümüş gibi parlıyodu ve rüzgar üşütmeye başlamıştı,kuma vardıklarında havlularını hızlıca pelerin gibi omuzlarına attılar,hızlı adımlarla gülüşerek eve doğru yol aldılar.

  1. xeynap posted this

twitter.com/zeynepcaner

view archive



Ask me anything