January 2010
19 posts
buzul çağı
kaloriferlerin yanmadığı bir öğretmenler odasında soğuk sabahların birinde;
tarih öğretmeni: havalar çok soğudu.
biyoloji öğretmeni: evet zaten artık tüm dünya buzul çağına girdi.
bu diyalogları uzaktan dinleyen ingilizce öğretmeni yanındaki bilgisayar öğretmenini dürter
-buzul çağı ne oluyor şimdi,sen bilirsin.
o anda hala üstündeki kaban ve atkısını çıkaracak kadar ısınamamış halde odada...
köfteci
aç karnına sokakta dolşatığınızda sokaktaki köfteciler inanılmaz bi çekim merkezidir.Kaldırımın hemen yanıbaşında atılan küçük iskemlelere oturmak ve soğanlı,domatesli yarım ekmek sıcacık köfteye yumulmak o an dünyanın tek amacı gibi gözükür gözüne.ama salaş köftecinin salaş müşterileri genelde erkektir,kahvehane gibi bir ortam vardır. çoğunluğun erkek olduğu salaş köfteciye tek başına oturmaya...
fazla uyku
uykumu fazlasıyla alıp uyumaya devam ettiğim zamanlarda anladım ki bilinçaltım ben uyanana kadar içi sıkıntılı rüyaları bana peşpeşe göstermekten zevk alıyor.Sanki beni cezalandırıyor,uyanmazsan daha kötüsünü göreceksin der gibi.ben de tıpış tıpış çıkıyorum yataktan.bi kış uykusuna yatmaya karar versem nasıl korkunç senaryolar yazardı bilinçaltım düşünmek bile istemiyorum.
sokakçı.
Arkadaşlarla çoğu buluşmamız mega,ultra mega alışveriş merkezlerinde gerçekleştiği için sokakların canlılığından kendimizi mahrum bıraktığımızı onun yerine soğuk,ruhsuz,gereksiz kalabalıkla dolu bir mekan seçtiğimizi fark etmem sadece birkaç gün öncesine denk gelir.
Oysa ki İstanbul’un pek çok güzel caddelerinden birinde avarece yürümek, ilgini çeken ve o an keşfettiğin dükkanlara girmek,esnafla...